Kutsal Emanetler

Tırnakçızade ailesi tarafından nesiller boyunca muhafaza edilen ve Mualla Negiz Hanımefendi vesilesiyle Veysel Karanî Hırka-i Şerif Camii Hizmet Vakfı’na bağışlanan koleksiyon; Hz. Muhammed’e (s.a.v.) atfedilen gömlek, bir pabuç teki, Kâbe örtüleri, Kâbe süpürgeleri ve kabrinin temizliğinde kullanılan süngerlerden oluşmaktadır. Bu emanetlerin muhafaza zinciri, 19. yüzyıl ortalarında Mekke ve Mısır Kadısı olan Tırnakçızade Mustafa Bey ile başlamıştır. Osmanlı’da halifeliğin İstanbul’a taşınması sonrası, teslim edilemeyen kutsal emanetlerin araştırılıp merkeze getirilmesi sürecinde, söz konusu emanetler kendisine hediye edilmiş ve böylece Tırnakçızade ailesinin bekçiliği başlamıştır.

Aile, Osmanlı ilmiye sınıfına mensup olup devlet nezdinde itibarlı bir konuma sahiptir. Üsküdar Salacak’taki “Kırmızı Yalı” olarak bilinen yalıları ve sarayla olan yakın münasebetleri bu durumu göstermektedir. Emanetler nesiller boyunca aile bireyleri tarafından korunmuş, Balkan Savaşları gibi zor dönemlerde dahi büyük bir hassasiyetle muhafaza edilmiştir.Son olarak emanetlerin varisi olan Mualla Negiz Hanımefendi, yaşının ilerlemesi ve emanetlerin daha güvenli şekilde korunması ihtiyacı sebebiyle, 1991 yılında bu kutsal emanetleri Hırka-i Şerif Vakfı’na bağışlamıştır. Eserler, “taşınabilir kültür varlığı” statüsünde oldukları için resmi izinler alınarak, Topkapı Sarayı Müzesi’ne bağlı şekilde vakıf bünyesinde oluşturulan özel bir bölümde sergilenmeye başlanmıştır.

Veysel Karanî Hazretlerine ait Hırka-i Şerif yalnızca Ramazan ayında ziyarete açılırken, Tırnakçızade ailesine ait bu emanetler yıl boyunca her cuma, cuma namazı sonrasında ziyaret edilebilmektedir. Emanetlerin bakım ve muhafazası Hırka-i Şerif Vakfı tarafından titizlikle yürütülmektedir.

Hz. Muhammed’e (s.a.v.) Atfedilen Gömlek-i Şerif

Açık bej (deve tüyü) renginde olan gömlek yaklaşık 75cm. boyundadır. Uzmanların ifadesine göre Şam ya da Mısır dokuması olması muhtemeldir ancak, Mısır dokuması olduğu yönündeki ihtimal daha ağır basmaktadır. Pamuklu ve ince bir dokuma şeklindeki gömlek kollarıyla birlikte üç parçadan müteşekkildir. Kumaş kendinden, yarım cm. çapında kalın iplerle dokunan desenler ve bu dokumaya oranla biraz daha büyük olan yine kendinden, aynı iple yapılan dokumayla desenini bulmuştur.
Gömlek omuz kısmından, bittiği uç kısma kadar aynı genişlikte inmiştir. Ancak dikkati çeken husus gömleğin bugünkü ebatlardan daha büyük olduğudur.
Gömleğin genel anlamda sıcak iklim koşullarına göre hazırlandığı hemen anlaşılmaktadır, ancak envanterin sağ tarafında zaman aşımının yarattığı doğal tahribatla farklı çaplarda delikler oluşmuştur. Fakat sol tarafta bu tahribat yok denecek kadar azdır. El dikişiyle dikilen gömleğin dikiminde kullanılan ip, dokumanın desenlerinde kullanılan ipin cins, kalite ve rengine benzemektedir.
Yaka kısmına gelince, burada ayrı bir parça kullanılmamış, omuz kısmının tam ortasından aşağıya doğru, orta kısma gelinceye kadar kesilmek suretiyle oluşturulan kesim, bittiği yere kadar yukarıda söz edilen iple dikilmiştir .Buraya yapılan dikiş işleminden sonra (bu hemen sonra mı yoksa bilahare mi bilinmiyor) yakanın alt kısmında, iki taraftan da yaklaşık 10 cm. uzunluğunda, gömleğin orijinal rengine yakın ancak gömlekte kullanılan iplerden daha kalın bir iplikle tığ vasıtasıyla örülen zincir şeklindeki işleme dikkati çekmektedir.
Ön taraftaki yaka uzunluğunun yarı uzunluğunda arka tarafta aynı şekilde oluşturulan bir kısım daha bulunmaktadır . Ancak bu kısım dikilmemekle birlikte ön taraftaki zincir işlemesi gibi, özel bir işleme de tabi tutulmamıştır. Bununla birlikte gömleğin ön uç kısmından – kesilmek ya da yırtılmak suretiyle – parça alınması envanterin orijinalitesini zedelemekle birlikte, eserde bunun dışında kasten yapılan herhangi bir zayiat bulunmamaktadır.
Son olarak gömleğin kolları, uç kısımlara gelirken hafifçe genişlemektedir. Kolların uç kısımları da diğer kısımların dikiminde kullanılan yöntemle dikilmiştir.

Hz.Muhammed’e (s.a.v.) Atfedilen Paşmak-ı Şerif

Geçen zamanın verdiği aşınmayla tek haldeki kahverengi deriden yapılan pabuç, parmak ucu ve topuk kısmından yukarıya doğru hafif bir şekilde kıvrılmıştır . Parmak ucu kısmı sivri olan pabucun taban kısmı da aynı deriden yapılmıştır . Zamanla küçülen pabucun üst kısmı zikzak halinde içe doğru bir kesimle yukarıya sivri bir şekilde birleştirilmiştir. Pabucun taban kısmı tek parça değil de ayrı bir deriyle sağlamlaştırılmıştır .Pabucun topuk kısmı da oval bir şekilde kesilmiş ve iç tarafından elle iki şerit halinde dikilmiştir. Ancak pabucun taban ve üst kısımları aynı stilde dikilmemiştir; üst kısım sık bir dikişle dikilirken alt kısım daha seyrek dikilmiştir. Topuksuz olan pabuç içinin ortası, ortadan topuğa kadar kesiktir.

 

Hz.Muhammed’in (s.a.v.) Kabrinin Tozunun Alınmasında Kullanılan Sünger

Kahverengi ya da koyu sarı rengiyle tanımlanabilecek olan sünger, yaklaşık olarak bir el büyüklüğünde ve yaklaşık 16 cm. uzunluğundadır. Üzerindeki Osmanlıca yazıda “cevher-i şerif efendimiz yanında(?) sallallahu aleyhi ve sellemin katında her illetin şifasına” yazmaktadır. Sünger yanında üç tane gri taş ve taşın üzerinde de iki satır yazı bulunmaktadır.

Kisve-i şerif parçası (Kabe’nin dış örtüsü)

Kendinden desenli Arapça ve zikzak desenli siyah renkli kumaş yaklaşık 82 cm. boyundadır. İpek olan kumaş tahminen 17-18. Yüzyıllara ait olmalıdır.

Kisve-i şerif parçası (Kabe’nin İç Örtüsü)

Kisve-i Şerif Parçaları

17-18. Yüzyıla ait olan ince krem rengi keten kumaş üzerine işlenmiştir

Süpürge (4adet)

Hurma yaprağından yapılmış ve yaklaşık 40 cm. uzunluğundaki süpürgelerin Kabe-i Şerif’in temizliğinde kullanılmak üzere hazırlandığı rivayet edilmektedir. Üst kısımlarından ayrı ayrı örme bir iple bağlanan süpürgeler kahverengindedir.

Edirnekari Ahşap Kutu

Edirne işi olup 19.yüzyıl yapımı olan kutu pabuca aittir. Açık kahverengi ve cilalı kutunun boyutları 15X19 cm. olmakla birlikte yüksekliği 8 cm.’dir. Sarı madenden köşebentleri ve kilit aynası olan kutunun üst kısmında ayrı yeten madeni bir tutacağı bulunmaktadır.

Mum Parçası

20. yüzyıl başına ait olan mum 7 cm uzunluğunda, 6cm çapındadır. Hz.Muhammed’in (s.a.v) kabrinin başucunda yandığı rivayet edilen envanter bu rivayeti doğrulayan bir belgeye sahiptir.